26 Ağustos 2014 Salı

Bilim Olarak Sosyolojinin Doğuşu

FELSEFE Ders Notları 2
Klasik Sosyoloji Tarihi
Bilim Olarak Sosyolojinin Doğuşu

Toplumsal gerçekliğin incelenmesi ve toplumsal değişmenin neden ve sonuçlarının araştırılması konusunda tarihe "Ümran Bilimi" olarak adlandırdığı bir bilimin yardımcı olacağını belirten sosyolog İbn-i Haldun'dur.

İbn-i Haldun, insanların doğal eğilimlerinin ya da yaradılışlarının değil, alışık oldukları gelenek ve şeylerin ürünü olduğunu savunmuş, toplumların coğrafi ve ekonomik koşullarının, üretim biçimi ve üretim ilişkilerini farklı olması ile açıklanmıştır.

Sosyolojinin Doğuşunda etkili olan gelişmeler:

Bilimsel Devrim: Bilimsel devrim, Antik Yunan’dan Ortaçağ’a kadar kabul görmüş olan doktrinlerin reddedildiği ve fizik, biyoloji, kimya, anatomi, astronomi başta olmak üzere çeşitli bilim dallarında yapılan önemli çalışmalarla modern bilimin temellerinin atıldığı döneme (1500 -1700) verilen addır.

Aydınlanma Düşüncesi, Fransız Devrimi, Endüstri Devrimi,  Newton’cu Bilim Paradigması, Bilimsel Devrimin toplum açısından en önemli etkisidir.

Bilimsel devrim, birbirini bütünleyen ve feodal ekonomiyi kapitalist ekonomiye dönüştüren üç aşamadan oluşur. Bu aşamalar: Rönesans, Din Savaşları ve Restorasyon dönemleridir.

Rönesans döneminde yapılan çalışmaların modern bilimsel düşünce için gerekli zemini sağlaması, yine bu dönemde dine ve Kilise’ ye ilişkin düşüncelerin değişmeye başlaması, hümanizmin yükselişi ve Monarşizmin yükselişi ve Monarşilerin bilimsel çalışmalara verdikleri finansal destek, 17. Yüzyılda bilim alanında son derece önemli çalışmaların yapılabilmesine olanak sağlamıştır.

Aydınlanma: Batı toplumlarında düşünce tarzında büyük değişmelerin yaşandığı, geleneksel düşün­ce ve toplumsal örgütlenme biçimlerinin sorgulandığı, insan, toplum ve doğa hakkında geleneksel dünya görüşüne karşı açılan, yeni düşünme ve toplumsal örgütlenme biçimlerinin yarattığı döneme verilen addır.     

Aydınlanma düşüncesiyle birlikte bilginin kaynağının dinsel metinler değil, bilim olduğu görüşü benim­senmiş, herkesin kendi aklını kullanma kapasitesi olduğu için herkes eşit kabul edilmiş ve ruhban sınıfının ayrıcalıkları meşrutiyetini kaybetmiştir.

Bireycilik: Aydınlanma düşüncesinde “bütün bilgi ve eylemler için başlangıç noktasının birey olduğuna ve bireysel akim daha üstün bir otoriteye maruz bırakılmaması gerektiği” düşüncesidir.     

Aydınlanma Düşüncesinin Temel İlkeleri: Akıl, ampirizm, bilim, ilerleme, evrencilik, bireycilik, hoşgö­rü, özgürlük, insan doğasının birliği ve laikliktir.

Voltaire: Felsefe Mektupları adlı eser ile aklın ve bilginin kullanılması yoluyla değişimin sağlanabile­ceğini göstererek toplumda etkili olmuştur.    

Vico: Sosyoloji açısından önemi, toplumsal yaşamda genel nitelikteki olaylarla ilgilenmesi ve toplumsal yaşamın gelişimini insan düşüncesinin gelişimine bağlı olarak açıklamasıdır. Eserinin adı Yeni Bilimin İlkeleridir.    

Montesquieu: İklim, coğrafya, nüfus ve dinin toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini incelemiş, olması gerekenin değil, var olanın incelemiş, olması gerekenin değil, var olanın açıklanması gerektiğini savunan Aydınlanma düşünürüdür. Kanunların Ruhu: Montesquieu’nün eseridir. 

J.J. Rousseau’ya göre, gerçek toplum düzeni üyelerin karşılıklı yükümlülüklerinin olduğu bir toplum­sal sözleşme düzenidir.

Kant, Aydınlanma döneminin sloganının “Bilmeye cüret et” cümlesi olduğunu belirtir. Bu ifade, o döne­me kadar bilgiyi kendi otoritesi ve tekeli altında tutan ruhban sınıfına karşı, Aydınlanma hareketinin merke­zindeki laik düşünceyi özetlemektedir.    

Ahlak Bilimleri: Sosyoloji ve diğer sosyal bilimler için bir dönüm noktası olmuş ve 19. yüzyılın başlarında profesyonel disiplinler haline gelmeleri için gerekli temeli oluşturmuştur.    

Natüralizm: Toplumsal olguların ruhsal ya da metafizik dünyadaki değil, doğal dünyadaki neden sonuç ilişkileriyle açıklanabileceği düşüncesidir.

Aydınlanma Düşünceleri: Sosyal bilimlerde natüralizmin ve önyargıların kontrolünün gelişmesine katkı­da bulunmuşlardır. 1780’Ierden itibaren çoğu alt orta sınıftan gelen gazeteciler ve yazarlardan oluşan yeni bir toplumsal grup, Aydınlanma düşünürlerinin fikirlerini basitleştirilmiş ifadelerini yayınlayarak bu fikirlerin geleneksel toplum yapısının kendilerine fazla bir seçenek sunmadığı mülksüz alt orta sınıf mensuplarına yayılmasını sağlamıştır.

Kültürel Görelilik: Diğer kültürleri yargılamayı sağlayacak mükemmellik standartlarına sahip herhangi bir kültürün var olmadığı düşüncesidir.

Geleneksel toplumdan modern topluma geçişteki eşit olarak görülen Amerikan ve Fransız Devrimleri, feodalite ve mutlakiyetçiliğin sonunu ve kapitalist toplumda egemen sınıf olarak burjuvazinin doğuşunu sembolize eder.

Endüstri Devrimi: 18. yüzyılın ikinci yarısında başlayan e 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar süren eko­nomik, teknolojik ve toplumsal alanlarda yaşanan birbiriyle ilişkili geniş çaplı değişimlerin bütününe verilen addır.     

Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi, önceki toplumsal normların yıkılmasına ve modern endüstriyel toplumun doğuşuna bağlı olarak sosyolojinin gelişiminde büyük etkiye sahip olmuşlardır. Fransız Devrimi Fransa’nın toplumsal ve siyasal yapısını değiştirmiş, orta sınıfların güçlenmesine ve bireysellik, özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayanan rasyonel ve laik bir devletin kurulmasına yol açmış, diğer ülkelerde de benzer devrimlerin yapılmasında etkili olmuştur.

Endüstri devriminin en belirgin özellikleri emek sürecinde kapitalist kontrolün ve işbölümünde uz­manlaşmanın artması, madencilik, üretim ve başta buhar gücü olmak üzere cansız enerji kaynaklarından ve yeni makineler ve teknolojide faydalanılmasıdır. 

Endüstri Devrimi, Aydınlanma düşünürlerinin teknolojiye verdiği önemi ve bilimin topluma faydalı olması gerektiği ve bilim ve akıl yoluyla toplumların gelişeceği şeklinde düşüncelerini yansıtmaktadır. 

Aydınlanma Düşüncesi, Topluma yeni bir bakış açısıyla akmış olsa da temel olarak değerlere bağlı bir düşünce olduğu için bilimsel bir sosyolojinin konusunun oluşturacak toplumu, bütün kuramlarıyla bir bütün olarak görememiştir.

Aydınlanmanın erken dönem düşünürlerinde Spinoza zıt dini fikirlere sahip olanlara hoşgörü gösterilmesi gerektiğini savunmuştur.

İskoç Aydınlanmasının önde gelen isimleri arasında Francis Bacon, Thomas Hobbes, John Locke ve David Hume sayılabilir.

Fransız Aydınlanmasının öne çıkan isimleri Pierre Boyle, Voltaire, Montesquieu, Rousseau ve Diderot olarak sayılabilir.

Comte, ilk kez pozitivizmin sosyolojik bir versiyonunu geliştirmiş, toplumun incelenmesinde bilimsel yönetimin kullanılması ile sosyolojiye bilim statüsü kazandırmış, böylece sosyolojiyi ilim olarak kurmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Copyright 2013-2017 | İbrahim BAYRAKTAR /dev/null Web Günlüğü